ÖZBEK YEMEKLERİ

SUMALAK YAPIMI

SUMELEK

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ÖZBEK PİLAVI VİDEO

UZBEK PLOV
BİRİNCİ BÖLÜM



İKİNCİ BÖLÜM



ÜÇÜNCÜ BÖLÜM




Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

UZBEK SAMSANIN DÜRÜLÜŞÜ FARKLI ŞEKİL

UZBEK SAMSA TUGİSH




Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ÖZBEK SAMSASININ BÜKÜLÜŞÜ

UZBEK SAMSA BUKİSH

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

TANDİR NON VİDEO

TANDIR NAN

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

SEMERKAND PİLAVI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ÖZBEK PİLAVI

Fasıl
Bu pilav oldukça ilginç ve özel bir tada sahiptir. Özellikle önerdiğim bir pilavdır. Bu pilav gerçek bir klasiktir.
Özbek pilavı yapmak için özel bir tencere tipi vardır. Bunlara daş kazan denir. Daş kazanların küçükleri evlerde kullanılır. Büyük daş kazanlar ise, düğünlerde veya buna benzer büyük organizasyonlarda kullanılır. Esasında yemekler odun ateşiyle pişerse, lezzeti çok daha hoş olur. Doğru olan da budur. Daş kazanın altına düğünlerde odun yanan bir ocak sistemi konur. Üstüne de daş kazan yerleştirilir. Daş kazandan bahsetmişken bir Özbek atasözünü söylemeden geçemeyeceğim: “Kara kazana yakın durana kazanın karası bulaşır.” Anlamı “Kötüden uzak dur. Yoksa bir şekilde sen de bundan nasibini alırsın.”

Bu kadar felsefeden sonra, şimdi bu muhteşem pilavın malzemelerine göz atalım. Bu pilav orijinalinde tere yağı, ya da pamuk yağı, zığır yağı(dana yağı) ile de yapılmaktadır. Ancak ben ayçiçek sıvı yağını tercih ediyorum. Önereceğim malzemeler 12 kişilik bir yemek içindir. Her zaman daş kazan bulunamadığından, bu yemeği pişirmek için derin ve büyük bir teflon tencere öneriyorum.

Malzemeler
• 2,5 kepçe ayçiçek sıvı yağı.
• yarım kg kuzu eti.
• 700 gram havuç.
• 1 adet kuru soğan.
• 1 adet çarliston biber.
• 1 adet sivri acı biber.
• 800 gr kokulu İran pirinci.
• 1 adet domates.
• tuz.
• su.
• baharatlar: kimyon, pul biber.

Şahsenemin notu
Bu yemek için kuzu etini kuşbaşı tercih etmiyorum. Ben genellikle yarım kilogram eti 5 parçaya ayırırım.

Hazırlanışı
Teflon tencereye yağı koyun ve eti kızartın. Daha sonra eti çevrilip diğer tarafı da kızartın. Sonra soğan ve biberleri doğrayıp üzerine ekleyin. Soğan ve biberi öldürdükten sonra,
İnce ince doğranmış havuçları da ekleyin. Havuçları fotoğrafta gördüğünüz gibi doğrayın. Havuçlar da piştikten sonra, ocağın altını biraz kısın. Eğer yanacak gibi olursa, küçük dortgen şeklinde doğradığımız domateslerle yanmasını önleyebiliriz. Ardından ¼ su bardağı su, yarım yemek kaşığı kimyon ve biraz da tuz serpin. Bu esnada pirinci ayrı bir kapta 3 defa yıkayın. Çünkü 3 defa yıkanan pirinç tane tane pişer. Ben hiçbir zaman pirinci önceden ıslatmam.

Şahsenemin notu
Sevgili Hanımlar Pirinç yıkamak ellerdeki yüzükleride parlatır. Benden söylemesi.

Gelelim muhteşem pilavın devamına: Havuçlar piştikten sonra, yıkanmış pirinçleri, tenceredeki malzemenin üzerine döküp kepçe ile düzeltin. Devamında tekrar kimyon ve tuz eklemeyi unutmayın. Pilavın suyunu da dökelim. Fotoğrafta gördüğünüz gibi orta parmağınızın ilk boğumunu 1 cm geçecek şekilde su ekleyin. Suyu dökerken, pilavımızın düz hali bozulmasın diye kevgiri süzgeç olarak kullanabiliriz. Bu tür bir işlem yapmazsak, pilavda gereksiz bir çukur açılması pek de sürpriz olmayacaktır. Burada önemli olan düzlüğün bozulmamasıdır.
Şimdi ateşi kuvvetli açmamızın sırası geldi. Ben teflonla yapılan yemeklerde mutlaka tahta kaşık kullanıyorum. Çünkü, tencerelerimi seviyorum.
Pilavın üzerine, tahta kaşığın sapıyla birkaç kere delik açın. Bunun nedeni, alttaki ısının üstteki suyu kaynatması ve suyun daha çabuk çekmesidir. İyice fokurdadıktan sonra, tencerenizin kapağını açın. Tenceredeki su çekilince, kâğıt havluyla tencerinizin kapağını sarın. Pilavınızı deme koyun. Pilav demlemek için, normal havlu da kullanılabilir. Pilavın demlenmesi 20 dakika sürsün. Bu süre içinde kağıt havlu ıslanırsa değiştirebilirsiniz. Pilav 20 dakika demlendikten sonra,
kapağı açıp kevgiri elinize alın ve canım pilava vurun. Eğer duyduğumuz ses, “güp güp” diye geliyorsa kulağınıza, bu pirinç “beni çevir” diyor. Bu çevirme işine, Özbek lehçesinde“ağdarmak” denir. Pirinci yüzeyden alıp çevirmek gerekir.
Bu işlemden sonra, 10 ila 15 dakika daha demlemeye devam edilir. Artık pilavın altını kapayıp, tencereyi tezgâha almanın sırası geldi. Şimdi tahta kevgiri konuşturma zamanıdır. Kevgirinizle derinlemesine karıştırıp, tüm malzemeleri birbiriyle buluşturun.Afiyet olsun.

ŞAHSENEMDEN - gençhabertürk

Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

MANTI

SİHİRLİ TÜRKİSTAN MANTISI

Fasıl
Bu yemek, tarafımdan özellikle sevdiği kişiyi kaybetmek üzere olan bayanlara tavsiye edilir. Çünkü bu yemeğin özel bir sihri vardır. Eğer bir erkek bu mantıyı yerse, sevdiği bayana iyice bağlanır. Sanki büyülenmiş gibi olur.
Örneğin ben iki kere evlendim. İkisinde de eski eşlerim benden çok zor ayrıldılar. Bu yüzden bu mantının etkisi tarafımdan bizzat test edilip onaylanmıştır.

Malzemeler
• 300 gram hafif yağlı kuzu kıyması
• 300 gram dana kıyması
• 8 adet kuru soğan
• 2 tane çarliston biber
• 1 demet dereotu
• 1 demet maydanoz
• un
• 1 yumurta
• tuz
• su
• baharatlar: kimyon, toz karabiber, kırmızı toz biber, pul biber.

İç Harcının Hazırlanışı
Önce tencereye kıymaları koyun. Kuru soğanları çok ince şekilde doğrayın.

Bu sahne, ağlattığı için gözlerin güzelleşmesini sağlar :-)
Bu durumun, kayınvalideler için ustaca bir göz boyama tekniği olduğu unutulmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, bir çok kayınvalide bu göz güzelleşme tekniği konusunda sırasını gelinine verecek kadar özverilidir.
Soğanlar doğranırken, benim albümdeki Slov “gözyaşlarım anlatır” ve “hak etmedim” adlı şarkılarımı dinlemenizi tavsiye ediyorum. Hakikaten denedim iyi geliyor.
“Zaten benim gözlerim güzel” deyip de bu işlemden kaçmak isteyen hanımefendiler, bu görevi hayat arkadaşlarına devredebilirler.

Şimdi soğanlarımıza dönelim; onları küçük ve ince doğradıktan sonra, kıymanın üzerine dökün. Maydanoz ve dereotlarının sapları dahil olmak üzere, çok ince ince doğrayıp harcın üzerine ekleyin. Tohumları çıkarılmış çarliston biberleri de ince ince doğrayıp harca ekleyin. Şimdi baharatları arzunuza göre harcın üzerine serpin. Bir bardak su içine bir miktar tuz atın ve karıştırın. Tuzlu suyu harcın üzerine dökün.
Eldivenlerinizi takıp, malzemeleri yoğurmanın zamanı geldi. Şimdi tüm malzemeleri iyice yoğurun. Hepsinin iyice karıştığına emin olun. Ne kadar harika bir lezzet olacağını o an derinden hissedeceksiniz. İşte mantının içine konacak harcımız hazır.
Tüm bu işlemler uzun sürdüğü için, ben bunu bir gün önceden yapıp buzdolabında saklıyorum. Böylece, harç kendi kendini terbiye ediyor ve malzemelerin tatları iyice birbirine geçiyor. Sanırım bu işin sırrı burada.

Şahsenem diyor ki
Ben soğanlar için robot kullanmıyorum. Tadı bana böyle daha doğal geliyor. Bunu annemden duymuştum. İşin aslı, bizde robot yoktu. Umarım annem, “tadı daha doğal oluyor” diye beni kandırmamıştır.

Hamurunun hazırlanışı
bir bardağa su doldurun. İçine 2 tatlı kaşığı tuz da ekleyin ve karıştırın. O esnada, yumurtayı hamur kabına kırın. Tuzlu suyu da yumurtanın üzerine dökün. Şimdi ikisini bir güzel çırpın. Yeteri kadar un dökün ve hamuru karmaya başlayın. Hamur ne yumuşak, ne de sert olmalı.

Editör diyor ki
“Hamurun hayata karşı bir duruşu olmalı.”

Daha sonra, hamurunuzu dinlenmeye bırakın. Bu dinlenme 20 dakika olabilir. Dinlenme işleminden sonra, hamuru yumruk büyüklüğünde zuvalalara ayırın. Hamuru önce merdaneyle düzgün bir yuvarlak haline getirin. Daha sonra, bolca un dökerek oklavayla açmaya devam edin. Fotoğrafta gördüğünüz gibi zuvalaları kocaman yufkaya benzer bir şekilde açın. Ama, yufkadan biraz daha kalın olmalı.
Şimdi yufkayı fotoğrafta gördüğünüz gibi katlayın. Katlanan yufkanın eni 8 cm olmalı. Yufka tek kemer şeridi pozisyonunu alarak üst üste katlanacak. bıçakla verdiğim ölçülerde kesmeye başlayın. Parçaları tekrar açıp üst üste kemer halinde dizin. Tekrar yine 8 cm eninde aynı şekilde keselim. Tüm bu işlemlerden sonra ortaya kusursuz bir dörtgen çıkacaktır. Kesilen dörtgengenleri tek tek açıp tezgaha koyalım. Fotoğrafta tüm detayları bulacaksınız.
Şimdi mantımızın bohçasını yapalım. Bohça yapmadan önce, kaptaki iç harcı tekrar bir karıştırın. Bohça hamurunu tezgaha yerleştirin. Her bohçanın içine 1 yemek kaşığı harcından koyun. Mantı bohçasının yapılışını yine fotoğraftan takip edin. Bohça yapmak zor değildir. Sadece uçları birleştireceksiniz.
Mantının çok özel bir tenceresi vardır.bu yemek buharda pişiyor. Hazırladığımız bohçaları tencereye yerleştirmeden önce, tencerenin katlarını sıvı yağ ile yağlayın. Bu işlemde fırça da kullanılabilir. Yapılan bohçalarınızı bu katlara dizin. Tencerenin alt kısmına suyu koyun. Katları su konan bölümün üzerine yerleştirin. Ateşi açıp tencerenin kapağını kapatın. Su kaynamaya başlayınca, ateşinin kısılması gerekir. Tüm bu işlemler ocağın büyük gözünde yapılmalı.
Su kaynadıktan sonra 45 dakika buhar içinde pişirilmesi gerekir.

Mantı sosu malzemeleri
• yarım kg domates
• 2 büyük baş soğan
• 2 tane sivri acı biber
• yarım kepçe ayçiçeği sıvı yağı.
• tuz

Hazırlanışı
ayrı bir tavada sosumuzu hazırlayalım. Tavaya yağı dökün. Soğan ve biberleri ince ince doğrayarak üzerine dökün. soğanla biberi iyice öldürmek gerekir. Bu işlemden sonra, domatesleri de doğrayarak üzerine ilave edin ve ocağın altını kısarak kapağı kapatın. Ama ara sıra karıştırmayı sakın unutmayın.
Daha sonra çok az pul biber, tuz ve kara biber eklemek gerekir. Domatesler piştikten sonra sos hazır hale geliyor.

Mantının servis yapılışı
Mantıları düz bir kepçeyle tencereden tek tek alıp servis tabağına dizin. Daha sonra, hazırladığınız sostan mantının üzerine dökün. Mantıların üzerine yarım tatlı kaşığı kaymak, veya yoğurt da ilave edebilirsiniz. Bu şekilde çok daha lezzetli oluyor.
ŞAHSENEMDEN - gençhabertürk

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

SEBZELİ TAVUKLU ŞORVA

Fasıl
Bu çorba, hastaya, yaşlıya ve rejim yapan insanlara oldukça yararlıdır. Her derde deva, ilaç gibi bir çorbadır.
Bizim orada, evlenecek kız, damat adayı ile tanıştırıldığı zaman damadın huylarını anlamak için mutlaka çay, çorba ve üzüm ikram edilir. Aslında bunun nedeni, kız tarafının küçük bir hilesidir. Tabii ki bu kırmadan ya da incitmeden yapılan bir hiledir. Eğer damat, çorbayı şapırdatır, çayı höpürdetir ve üzümü ceppiş ceppiş yerse, o damat adayı şansını bir başka bahara denemelidir. Çünkü gene başarısız olmuştur. Ve gelin adayı ondan vazgeçmiştir.

Malzemeler
• 4 adet tavuk budu
• 1 baş kuru soğan
• 1 tane çarliston biber
• 1 adet domates
• 1 adet patates
• 1 adet havuç
• yarım demet maydanoz
• yarım demet dereotu
• yarım çay bardağı pirinç
• limon

Hazırlanışı
Tencereye su koyun ve ardından, butları derilerinden ayırıp tencereye ekleyin. Yanında havucu küçük küçük kareler şeklinde doğrayarak tencereye attıktan sonra, ocağın altını açın. Çorbanın suyu kaynayınca, köpüğü ortaya çıkacaktır. Bu köpüğü kaşıkla alıp atın. Sıra geldi, incecik doğranmış soğan ve çarliston biberi çorbaya eklemeye.
Sonra, dörtgen şeklinde doğranmış domatesi tencereye koyun. Hanımlar, domatesin kabuğunu soymadan doğrayın.
Maydanoz ve dereotunu sapları ile beraber kıyın. Ve tencereye önce sap bölümlerini atın.
Geri kalan bölümünü bir tabakta bekletin. Daha sonra, etin piştiğini kontrol edin. Et piştiyse, tencereden çıkarın ve bir kaba koyup, fotoğrafta görüldüğü gibi ince ve küçük parçalara ayırın ve tekrar çorbaya ekleyin.
Bu işlemden sonra, kıyılmış maydanoz ve dereotundan biraz daha ilave edin. Son olarak çorbaya patates ve pirinci katmak gerekir. Patatesleri küçük dörtgen şeklinde kesip çorbaya ekleyin. Kısık ateşte pişirmeye devam edin. Çorbanın patates ve pirinci de piştikten sonra, çorba afiyetle içilmeye hazırdır.
Lavap kâseye çorbayı eti ve sebzesi oarntılı olacak şekilde koyduktan sonra, üzerine bir tutam dereotu ve maydanoz serpin. Bu hem sağlık, hem de görüntü açısından nefis bir kombinasyon oluşturacaktır. Arzu edenler, üzerine limon, pul biber, sirke ve tuz da kullanabilir.

Şahsenemin notu
Ben tavuk kemiklerini, yemek artıklarıyla beraber sokaktaki hayvanlara veriyorum. Yediğimiz rızkta, onların da hakkı olduğunu düşünüyorum.
Bu arada hayvanlardan bahsetmişken hayatımda unutamadığım bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum. 1992 yılında Türkiye’ye gelmiştim. Burada villa tipi bir evde kalıyordum. Bir hemşerimiz bu evi bize tahsis etmişti. Kendisi Arabistan’da yaşıyordu ve bir gün bu evi satmaya karar verdi. Evin yeni sahibi evde kalmamıza izin verdi. O da bir borsa şirketine kiraya verdi. Taşındıklarında yanlarında Kostarika Ormanları’ndan dişi bir kurt köpeği getirmişlerdi ve geldiğinde bu köpek hamileydi. Ama kimse farkında değildi. Daha sonra köpek doğum yaptı ve bir tane yavrusu oldu. Ben de ismini Graf koydum. Ben bu şirkette temizlik işleri ve çaycılık yapıyordum . Yaşamak, hayatımı devam ettirebilmek ve dil öğrenmek için çalışmak zorundaydım. Dört katlı şirketin temizliğini ben yapardım. Burası bir borsa şirketi olduğu için, ünlüler de gelirdi. Ara sıra ben onlara çay falan ikram ederdim ( bu arada çok güzel çay ve temizlik yaparım , ayrıca çay tiryakisiyimdir). Gel zaman git zaman çalıştığım bu şirket iflas etti. Dolayısıyla bende işsiz kalmıştım.

O zamanlar ben Türkiye’de ünlü değildim, ama Özbekistan’da ünlüydüm. Velhasıl, şirketten bazı insanlar köpeği sadece heves uğruna Çiko adlı bir kurt köpeğiyle çiftleştirdiler. Ardından da şirket iflas edince köpeği ortada bırakıp gittiler. Çiko’nun sahibi “Ben bunu yavrularıyla birlikte almak istiyorum.” demişti. Sonuç olarak, köpek verildi. Biz o gün bir yere misafirliğe gitmiştik. Döndüğümüzde Kosta’ yı kapımızın önünde bulduk.Ama çok acı çekiyordu, çünkü doğum yapmak üzereydi. Hayvan çok havlıyor ve etrafa rahatsızlık veriyor diye köpeği geri getirmişlerdi. Ben gelip kapıyı açtım . Köpek koşarak bahçeye gitti. Ardından bir de baktık ki, sabah 6 tane yavru doğmuş. Borsa şirketi iflas edince, doğal olarak benim ekmek param da kesilmişti. Çok para da kazanamadığım için, başladım gazetelerin ilan sayfalarından iş aramaya. Sene 1994’tü. O zamanlar Türkçemin epey ilerlemiş olduğunu fark ettim. Rus Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduğum için, yapabileceğim işler genelde çeviri ve tercümanlık üzerineydi. Ya da öğretmenlik yapabilirdim. Örneğin, işadamlarına yada Rusça oğrenmek isteyen kişilere pratik çalıştırabilirdim. Büyük bir firmanın elemanlarına pratik olarak Rusça öğretmiştim. Daha sonra Karaköy’de ithalat ve ihracat yapan narenciye ve gemicilik şirketleri vardı. Bir süre sonra orada iş buldum. Fakat aldığım para çok azdı. Kazandığım para ihtiyaçlarımı ancak karşılıyordu. Malum 6 tane yavru var, e Kosta’nın durumu da ağırdı ve tedavi ettirmek gerekiyordu ve kazandığım para buna yetmiyordu. Eve her gelişimde 6 yavru koşarak gelir ve ayaklarıma yapışırdı. Sanki ben onların annesiymişim gibi mama hazırlardım yavrularıma. Sokakta ne zaman sahipsiz bir köpek görsem, aklıma hep Kosta ve yavruları gelir.
Yeri gelmişken köpek maması tarifi de verebilirim. Komşum öğretmişti bunu yapmayı bana. 2 çiğ yumurtayı yarım litre süt ve hazır bisküviyle karıştırarak mama hazırlanabilir.
O zamanlar, daha ilk kez mama hazırladığım için tecrübesizdim. Mamayı koydum tabağa, ama bütün yavrular tabağın içine düşüp mamayı döktüler! Tüm o mamalara yazık olmuştu. Tabii bu kez kaşıkla ve ellerimle beslemiştim. Biraz büyüttükten sonra, her birini köpek seven kişilere verdim. Annelerine de talip çıkmıştı. Fakat Kosta’nın bakışını gerçekten unutamam. Bir bakışı vardı ki ayrılırken,uzun bir zaman unutamadım. Çünkü ayrılmak ona da bana da çok zor gelmişti…

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

BEREK

Fasıl
Bêrêk adı Harezm yöresinde kullanılır. Taşkent yöresindeki adı, “çuçvare” olarak bilinir.
Dedem anneanneme, “Mamacan, bir bêrêk yap kaşığı ağzıma götürürken gözümün akı görünsün.” derdi. Müzik yeteneğim Yusuf dedemden gelmiş sanırım. Kendisi devlet filarmoni orkestrasında bekçilik yapardı. Kendisi aynı zamanda saz ve tambur çalardı.

Bir Özbek geleneği
Bu anlatacaklarım gelin alacak olan kaynanalarla ilgilidir.
Gelinini başarılı olup olmadığını anlamak için, nikahtan sonra gelin gördü seremonisi yapılır. Bu, oldukça ilginç bir seramonidir. Gelin etnik bir beyaz elbise giyer ve başına beyaz bir örtü takar. Yüzünü göstermez. Gelen hanım konuk, gelinin yüzünü açar yanağından öperek, yüzünü görür ve hediyesini takdim eder.
Bu fasıldan sonra, kaynana gelinini oturtur. Konukların karşısında hazırlanmış bêrêk hamurunu ve harcını hantahtaya koyar. Yanına da oklava ve merdaneyi verir. Hamur açmak zordur. Gelinin bilip bilmediğini anlamak için, ona berek hamuru açtırır ve berek büktürür. Yani hazırlamasını ister. Eğer gelin hamuru bükebildiyse, hanım konuklar önünde ve kaynanası karşısında takdir görür. Beceriksiz bir kızsa, karizma yerle bir olur. Bu, gelinin ilk mahcubiyeti olur. Bu gelenek aslında, kaynananın gelini deşifre etmesidir. Bizde anneler gelinini seçerek aldıkları için, yanlış seçim yapmaz. Ancak şunu da belirtmek de yarar var, bu zamana kadar hiçbir gelin mahcup olmamıştır.

Malzemeler
• 300 gram hafif yağlı kuzu kıyması
• 300 gram dana kıyması
• 2 tane çarliston biber
• 8 tane kuru soğan
• 1 demet dereotu
• 1 demet maydanoz
• un
• 1 yumurta
• 1 bardak tuzlu su
• tuz
• baharatlar: kimyon, toz karabiber, kırmızı toz biber

Bêrêk iç harcının hazırlanışı
İç harcı hazırlamak için, derin ve biraz geniş bir kap seçin. Kaba, kuzu ve dana kıymalarını koyun. Ardından, kuru soğan ve çarliston biberleri ince ince ve küçücük doğrayıp kıymanın üzerine ilave edin. Daha sonra, maydanoz ve dereotunu incecik kıyıp malzemenin üzerine ekleyin. Biraz tuz serpin ve baharatlardan arzunuza göre ilave edin. En son olarak bir bardak suyun içine yarım yemek kaşığı tuz koyun ve karıştırın ,ardından harcın üzerine dökerek ellerinizle karın.

Bêrêk hamurunun hazırlanışı
Bir kaba yumurtayı kırın ve üzerine bir bardak tuzlu su ekleyin. İyice çırpın. Ardından unu ekleyin ve hamuru karmaya başlayın. Hamur ne çok sert, ne de yumuşak olmalı. Hamuru kardıktan sonra 20 dakika dinlenmeye alın. Dinlendirdiğiniz hamuru elinize alıp yumruk büyüklünde zuvalalara ayırın . Şimdi bir zuvalayı açın. Önce elinizle yassı hale getirin. Daha sonra merdane ve sonra da oklava yardımıyla, yufka haline gelene kadar açın. Açılan yufkayı, fotoğrafta gördüğünüz gibi katlayın. Hamur, tek kemer haline gelmeli. Bu oluşan kemeri, sağdan 5 cm eninde bıçakla kesin. Kesilen parçaları tek tek açıp, tekrar üst üste dizin. Hamurlar tekrar, tek kemer halini alacaktır. Ardından, kemeri 5 cm eninde yine bıçakla kesin. Gördüğünüz gibi, dörtgen tek parça berek hamurları bükülmeye hazır.
Hazırladığınız iç harcı, tezgâha koyun. 1 tane dörtgen berek hamurunu avucunuza alın üzerine 1 çay kaşığı iç harcı koyun. Şimdi bereği kapatın ve bükün. Bu işlemi yapmak için fotoğraftaki pozisyonları sıra ile takip edin. Hazırlanan bereklerin üzerine un serpilmiş bir tepsiye dizin. Berekler, berek şorbasına atılmaya hazır hale gelmiştir.

Bêrêk şorbasının malzemeleri
• kemikli küçük bir kuzu paçası
• 1 baş kuru soğan
• 1 çarliston biber
• 3 tane havuç
• 1 büyük domates
• 3 tane orta boy patates
• Yarım demet maydanoz
• Yarım dereotu
• tuz
• su

Bêrêk şorbasının hazırlanışı
Bêrêk şorbası için geniş ve derin bir tencere şarttır. Tencereye soğuk su doldurun. Kuzu paçasını ve havuçları tencereye koyun. Havucu sadece üçe bölmek gerekir.
Su kaynayana kadar ateşi kuvvetlice açın. Şorva suyu kaynadıktan sonra, ateşi biraz kısın ve yüzeyde oluşan köpükleri kaşıkla alıp atın. Ardından soğan ve çarliston biberi ince ince doğrayıp şorvaya ilave edin.
Daha sonra da domatesi küçük dörtgen şekilde doğrayarak tencereye ekleyin. Sıra geldi maydanoz ve dereotlarına. Onları da sapları ile beraber kıydıktan sonra, önce sap kısmını tencereye ilave edin. Et ve havuç iyice piştikten sonra, ikiye bölünmüş patatesleri eklemek gerekir. Bu arada doğranmış yeşilliklerden biraz daha eklemeyi unutmayın. Ardından tuz da ekleyin. Sıra geldi bêrêkleri tencereye atmaya. Berekleri tek tek şorvanın içine attıktan sonra, malzemeleri 2-3 defa kepçeyle karıştırın. Ardından ateşi açın. Çorba tekrar kaynayacaktır. O esnada, ateşi biraz kısmanız gerekir. Şorva, fokurdayacak şekilde ateşi ayarlayın. 15 dakika içerisinde berekler de pişmiş olacaktır. Şimdi ateşi ve tencerenin kapağını kapatın. Bu halde 7 dakika beklesin.

Servis yapılışı
Lavap kaseye berek ve şorvasından eşit oranda dökün. Ve üzerine kıyılmış maydanozla dereotu serpin.
Editör diyor ki: Bir tutam sevgi serpmeyi de unutmayın.

Öte yandan, bir büyük servis tabağına pişirdiğiniz kuzu paçayı tek parça halinde yerleştirin. Etrafına da tenceredeki havuç ve patatesleri dizin. Havuçları tekerlek şeklinde doğrayarak paçanın etrafına yerleştirin. En son olarak yeşilliklerden paçanın üzerine serpin. Desturhana götürün ve afiyetle yiyin.

ŞAHSENEMDEN  - gençhabertürk

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |